Open your arms to change, but don't let go of your values

Posts tagged “Tuva

TIVA CUMHURİYETİ, BELGESEL TRT

Advertisements

Tıva Türklerinin Atasözleri

Tuvalı ihtiyarlardan derlenen metinler incelendiğinde, Tuva insanının eskiden beri güneşe tapındığı görülür. Güneş, Tuvaların tapındığı dokuz şeyden en başta gelenidir. ‘Yer’ de Tıvalar için kutsal sayılan kavramlardan biridir. Kijiniñ iyеzi çеr “İnsanoğlunun annesi yerdir” sözünde anlatıldığı gibi Tıvalar için yeryüzüne ait her yer insanoğlunun annesidir ve kutsal addedilmektedir. Tıva atasözleri genellikle iki önermeden oluşmaktadır. Birinci önermede insan yaşamıyla ilgili durumlar ele alınmaktadır. İkinci önermede ise birinci cümledeki önermeyi doğrulamak ve bir yorumda bulunmak için doğayla veya hayvanlarla ilgili bir gözlem sunulmaktadır. Bu gözlemler genelleme yapılarak ifade edilmektedir. Atasözlerinde, Sayan Dağları ile Tañdı Dağlarının arasında yaşayan Tıvaların gelenekleri, insanî değerleri, dünya ve kâinatı algılayış biçimleri, insan insan, insan doğa, insan toplum ve insan hayvan ilişkileri dikkat çekmektedir.
Tıva atasözleri, konu bakımından değerlendirildiğinde; çalışkanlığın faydaları, bilgili olmanınyararları, tembelliğin zararları, cesurluğun saygınlığı, insan ve hayvan sevgisi, dostluğun önemi, beceriksiz, dedikoducu, kıskanç ve sahtekâr insanların yerilmesi, akıl ve edebin faydaları, lüzumsuz ve kötü konuşmanın sebep olduğu zararlar, iyilik ve kötülük; kadının, eş, kardeş, anne olarak toplumdaki yeri vb. konuların işlendiği, dolayısıyla, Türk atasözleriyle ortak temaların olduğu görülmektedir.

Bоdаngаn çаspаs,
Bоdu uşkаn ıglаvаs.

Düşünen aldanmaz,
Kendi düşen ağlamaz.

Аdıñ kаmnаp çоr,
Аdаñ sаktıp çоr.

Adını koruyup yürü,
Babanı hatırlayıp yürü.

İyi ıt аrаzıngа söök kаgbа,
İyi kiji аrаzıngа sös söglеvе.

İki köpek arasına kemik atma,
İki kişi arasına söz söyleme.

Sug körbеyn idiiñ ujulbа,
Еçizingе çеtpеyn dаlаşpа.

Suyu görmeden ayakkabını çıkarma,
Sonuna ulaşmadan acele etme.

Çеvеn kıs çеp еjip bilbеs,
Çеvеn ооl bаldı sıptаp bilbеs.

Beceriksiz kız urganı toplayamaz,
Yeteneksiz oğul balta sapı olamaz.


Еrtеm çоktа,
Еrtеn bаzа dün.

Bilim yoksa
Gündüz de gece.

Аgı çеçее – аjıg,
Аrtık sös – аnçıg.

Doğru konuşan acı,
Gereksiz söz sıkıcıdır.

Çеrni çаs оtturаr,
Sеtkildi еji оtturаr.

Yeri yaz uyandırır,
Ruhu eşi uyandırır.

Аrıg ürеzin özüüçеl,
Аk sеtkil – büzürееçеl.

Saf tohum dayanıklıdır,
Dürüstlük güvenirliktir.


Bоdunuñ bаjındа tеvе körbеyn,
Еjiniñ bаjındа tеvеnе körgеn.

Kendisinin başında deveyi görmeyen,
Arkadaşının başında çuvaldızı görürmüş

Hаtçıl çаstıñ, dünü – sооk,
Kаrа sаgıştıgnıñ kаrаа – sооk.

Rüzgârlı yağmurun akşamı soğuktur,
Kötü niyetlinin gözü soğuktur.

Еr kiji bоdаldıg çоruur,
Еki-bаktı ılgаp çоruur

Er kişi düşünerek yürür,
İyiyi, kötüyü ayırarak yürür.

Еki sözüñ е’tkе sаtpа,
Çаjıt sözüñ çаggа sаtpа.

İyi sözünü ete satma,
Sırrını yağa satma.


Çаlgааnıñ çıldаа höy,
Çаzıynıñ çаrааzı höy.

Tembelin bahanesi çok,
Açgözlünün salyası çok.

Öjеş ööndеlеvеs,
Öttünçеk öörеnir

İnatçı düzelmez,
Taklit eden öğrenir.

Аmıdırаlgа ınаk – sеgiir,
Аjı-tölgе ınаk – bаyıır.

Yaşamını seven mutlu,
Çocuklarını seven zengindir

Salih Mehmet Arçın

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

Tuva - Fotoğraf Aşkın Çakır

Tuva – Fotoğraf Aşkın Çakır


TUVALARIN ESKİ GELENEKLERİ / Yere, Suya ve Göğe Karşı Yapılmaması Gerekenler

Tuvalılar göğü atası olarak görmüştür. “Mavi göğüm”, “Ak göğüm”, “Kara
göğüm” diye Tuva insanı göğü kutsayarak yaşamıştır. Bundan başka evrende
dokuz gök var. Bunlara sabahki çay saçılmazsa, mutluluk eksilir. Tuvalılar gökyüzü
hakkında kötü sözü kesinlikle söylemez. Ona sadece tapınır, yalvarır ve saçı
sunar. Eski Tuvaların düşüncesine göre; mavi gök yeryüzündeki her şeyi görür
ve duyar. Dokuz göğün ucunda ak gök var. Orada “azarlar”, “hoorlar” adlı
halk yaşar. O halklardan çıkan Şaman çok güçlüdür ve ateş edilmekle öldürülemez.
Eski Tuvalılar güneşe taparmış. İnsanın sağlıklı olması, tok yaşaması; yeryüzünde
yetişen ağacın, ekinin bol olması aydınlık güneşe bağlıdır. Güneşe doğru
bakarak gevezelik edilmez, tükürülmez, bağrılmaz denir. Güneşe kötü gözle bakanların,
cehenneme gittiğinde dilini keserlermiş.
Ulu Tanrı kuyruğunu salladığında yıldırım çakması; göğsünü hırıldattığında
deprem olurmuş. Yıldırım çaktığında insan at üzerinde gitmez, giderse başına
yıldırım düşer. Eski Tuvarlarda yağmur yağarken, gök gürlerken, yıldırım çakarken
küçük çocuklar dışarı çıkarılmaz ve gürültü yaptırılmazmış.
Tuvalılar aya da tapınırmış. Atalarımız aya bakarak; havanın yumuşak veya
sert olacağını bilirlermiş. Çıkan ayın durumuna bakarak; nasıl bir rüzgar eseceğini,
yağışın kar mı, yağmur mu olacağını, havanın soğuk mu, sıcak mı olacağını
dosdoğru tahmin ederlermiş. Anne babalar öncelikle çocuklarına ayı gösterip
havanın nasıl olacağını öğrettiklerinden, çocuklar havanın açılacağı zamanı bilirlermiş.
Ay tutulduğunda öksüz erkek kişiyi bağırtarak, ayın rızası alınırmış.
Aya tapınılmazsa gecenin geçip geçmeyeceği bilinmezmiş.

Eski Tuvalar yere “kitap” der. Yer ile insanın göbeği birbirine bağlıdır. Eski
devirlerde çadır içinde bebek doğduğunda, bebeğin eşi, çadır içinde kazılan bir
çukura gömülürmüş. Bu gelenek insanla toprağın birbirine bağlılığını gösterirmiş.
Toprak kutsal, toprağı kazmak eşelemek yasaktır. Yerden biten çiçekleri
koparmak da yasaktır. Çiçekle çocuğun ruhu eşittir. Bu yüzden eski Tuvalar çiçekleri
yolmazlarmış. Yer üstündeki dağları, nehirleri, bitkileri eskiden beri korumuş
ve esirgemiştir.
Yemişi olan bitkileri kesmek yasaktır. Siyah frenk üzümü, kızıl frenk üzümü,
yaban mersini, çilek gibi meyveler toplanırken dalları koparılmaz, sadece meyveleri
alınır. Dağ servisini kesmek yasaktır. Kuş kirazı bulunan yerlerdeki ağaçlar
kesilmez.
Orman içinde oturulup ateş yakılan yerden ayrılırken, yakılan ateş söndürülür.
“Ateşten artmaz” şeklindeki atasözü küçük çocuklara aileleri tarafından öğretilir.
Avlanmaya çıkan avcılar, konakladıkları yerden ayrılırken, otağın ateşini
söndürüp, çadırlarının yanını temizleyip, paklayıp ayrılırlar.
Tuzlu yer kutsaldır. Eski Tuvalar tuzu büyük nimetten saymışlardır. Tuzlu
göller ve dağları kutsal kabul ederek bu bölgelere çadırlarını kurmamışlardır.
Doğduğu yerin tuzundan tadan insan soğuktan hastalanmaz derler. Yere düşmüş
bir tutam tuz görüldüğünde üstüne basması da yasaklanmıştır.
Akarsuya bent vurulmaz. Büyüklü küçüklü dağları olan Tuva’ da büyüklü küçüklü
ırmaklar vardır. Sarp dağlardan çıkıp akan küçük derelerde balık pek çoktur.
Bu tür suların önüne bent çekilmez. Irmağın, derenin önüne bent vurmak fakirleşmenin
bir işaretidir. Eski Tuvalar ince dereleri; üzerine tomruklar atarak
geçerlermiş. Daha büyük ırmaklar ise atla veya salla geçilirmiş.
ırmak suyuna çöp dökmek, leş atmak yasakmış.
Dalları birbirine değer iki ağaç birbirinden ayrılmaz. Orman içinde dalları
birbirlerine girmiş iki ağaç yetişmişse; oranın insanlarının birbirleriyle ilişkileri
derin olur derler. Bir kökten birden fazla gövde çıkar ise bu gövdeler kesilmez,
çünkü; bu gövdeler o bölgenin zenginliğine işarettir.
Besi hayvanına otlatılacak yerler ayrılır ve korunur. Tuva kültüründe her türlü
besi hayvanının farklı şekillerde otlatılması vardır. Otlaklar yılın dört mevsimine göre farklılık gösterir. Otlaklara ekin ekilmez, ateş yakılmaz ve civardaki ağaçlar kesilmez. Su olmayan yere ekin ekilmez. Ekin; arklann, kanallann ulaştığı yere ekilir.
Tuvalar eskiden beri arpa, buğday, yulaf yetiştirmişlerdir. Ekin içine giren dişi karaca öldürülmez, ürkütülerek kovalanır.
Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

Tuva

Tuva


TUVALARIN ESKİ GELENEKLERİ / Korunması Gereken EvciI Hayvanlar

Korunması Gereken Evcil Hayvanlar

Atın başına vurmak yasaktır. At barış zamanında insanın çevik gölgesi, savaş
zamanında savaşçının güvenilir arkadaşıdır. At, yeryüzünde en yiğit, en güzel,
en faydalı ve en çevik canlıdır. Dağlarda, derelerde geyik hızlı derler, at ondan
daha hızlı. Düzlükte, ovada deve hızlı derler, at ondan daha hızlı. Atın başına
vurmak, atasının başına vurmak demektir. Atının başına kamçı vuran kişi, ömrünün
geri kalanında şeytanların elinden kurtulamaz ve kara cehennemi boylar.
Yeryüzünde yaratılan at insanın en faydalı arkadaşıdır.
Atın başı yere doğru çekilmez. Tuvalılar atının başını ağaç dalına bağlar. Atla
yola gidilirse insanoğlu açlıktan ölmez. Eski Tuvalılar ölen atın başını ağaç
üzerine asarlarmış.Ölen Şamanın cesedi çardağa bırakılırmış. Onların temiz kemikleri
toprağa bulaştırılmaz derler.

Sakatlamnış geyik yere atılmaz. Toju halkının sevgili ve faydalı arkadaşı geyiktir.
Yaralanmış veya ayakları çıkan, kırılan geyikler yere atılmaz. Geyiği yere
atan insan en sevdiği arkadaşını yere atmış gibi olur.
Atın yelesi kesilmez. Tuva insanın ilhamı atının yelesinde saklıdır. Atının yelesini
kesen insanın ruhu sıkılır.
Öküzün başına dizgin vurulmaz. Öküze burunluk takılır, semer vurulur. At
eyerlenir ve dizgin vurulur. Hayvanların eşyaları birbirine vurulup takılırsa, evdeki
mallar kırılır.Dişi deve yavrusundan ayırılamaz. Deveye “üzüntülü mal” denir. Yavrusunun
öldüğü yere üç yıl boyunca gelir ve orada ağlar.
Koç boynuzu atılmaz. Koyunla at sıcak nefesli hayvanlardır. Koçun boynuzu
eşya asmak için askılık yapılır. Böyle yapılırsa insan zenginleşir.
İnek ve keçi soğuk nefesli hayvanlardır. İnek buz üstüne sürülmez, sürülürse
ayaklarını kırar. Tok yaşamak isteniyorsa inek korunup esirgenmelidir.
Kutsal sayılan ata kamçı sa11anmaz. Kutsal boyuna bıçak çekilmez. Kutsal at
ve koyun ahırına bağlı, sahibine karşı müşfiktir. Kutsal at bulunan yılkıdan kulun,
kutsal koyun bulunan sürüden kuzu çalınmaz.


Yak boğası kışın ahıra bağlanmaz. Yaka, “yabani atalı mal” denir. Kışın en
soğuk olduğu günlerde yak boğası dağların başına doğru çıkar. Soğuktan donmaz, kurttan korkmaz. Yabanı hayvan da, yak da, insan da kendilerine uygun
yerlerde yaşamalıdır.
Tuvalılar besi hayvanının bağlandığı yeri baltayla kesmez, ağıl yıkılıp bozulmaz.
Eyerli at ağıl yanında dinlenir. Sürü ahırın içinde huzurludur. Hayvancılık
yapan insan; hayvanların yaşayacağı yeri, otlanacağı yeri, yatacağı ağılını dört
mevsime uygun olarak hazırlar.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

Tuva Belgesel Film Tanıtım Videosu


TUVALARIN ESKİ GELENEKLERİ / Öldürülmesi Yasak Olan Av Hayvanları, Kuşlar ve Balıklar

Öldürülmesi Yasak Olan Av Hayvanları, Kuşlar ve Balıklar

Tuva yurdunda avcılık en eski tarihten beri devam edip gelmiş. Bizim atalarımız
hayatlarını devam ettirmek, çoluk çocuğunu besleyip büyütmek, yokluk ve
kıtlığa düşmernek için; karadaki av hayvanlarını, kuşları ve balıkları uygun şekilde
avlayıp yemiş. Bütün bu av hayvanlarını gereksiz yere öldürmeyi yasaklayan
gelenekler de var.
Kuş yavruları öldürülmez. Kuşun yavrusu da insan yavrusu gibidir. Merhamet
duygusu insanın küçüklüğünden başlar.
Köstebek deliğinin ağzına zehir koymak yasaktır. Atalarımız, yer altında yaşayan
hayvanların yuvalarının ağzına suyu akıtmazlarmış. Tarla faresi, sıçan, yılan,
porsuk, köstebek delikleri kapatılmaz; çünkü bu saydıklarımız depremi ilk
anlayan hayvanlardır.
İnine giren balıkları öldürmek yasaktır. Balıklar güzün inine giderken, yazın
ininden çıkarken öldürülmez. Balıkların saklandığını suyun durgun yerleri, Tuva
inancında kutsalolarak görülür. Buzların arasında sıkışarak kalmış balıklar da
öldürülmez. Bu türbalıklar yerlerinden alınarak nehrin akan yerlerine bırakılır.
Yavrusu olan kara avları da avlanmaz. Yavrusu olan ceylan, maral Tuva avcılarınca
öldürülmezmiş. Yavrusu bulunan av hayvanı dinlenirken ürkütülmez,uzağından geçip gidilir. Bu hayvanları öldüren kişinin çoluk çocuğu hastalanır.
Eski Tuvalılar av hayvanını, kuşu ve balığı çok korumuştur ve esirgemiştir.


Tuvalılar kartalı nadir olarak öldürür. Kartal tüyleriyle ok atar, Şamanların.börklerini
süsler. Kartalın çevikliği, erkekğin yiğitliğine benzer.
Tuva’nın yüksek ormanıarında ak ayıyla seyrek karşılaşılır. Tuva avcıları ak
ayıyı görünce ateş etmezler. Ak ayı insanın yolunu gösterir, bu yüzden öldürülmez.
Ayının adı da doğrudan söylenmez; çünkü ayı kulağıyla yerde olanları işitir.
Ormanın av hayvanları çok kar yağdığında, aç kurtlardan kaçmak için ağılın
yanına kadar gelir. Bu hayvanlar da öldürülmez.
Kemirgenleri öldürmek yasak. Eski Tuva masallarında; tüm hayvanların canını
kemirgenler korurlar. Gök giirleyip, yağmur yağmaya başlayıp, yıldırım düşeceği
zaman önce kernirgenin haberi olur ve bağırmaya başlayarak diğer hayvanları
haberdar eder. Diğer hayvanlar bu haberi alarak kendilerini korumaya
alırlar.
Eşi olan turnayı öldürmek yasaktır. Günle gece, yerle gök, soğukla sıcak, erkekle
dişi tabiatın dengesidir. Onlar bu şekilde eşleşmiş olmasa hayat olmaz. Eş
turna, eşinden ayrılırsa hayatı boyunca kendine eş bulamadan yaşar.
Ak, kara, kızıl kurdu öldürmek yasaktır. Eskiden Tuva yurdunda ak, kara, kızıl
kurt çokmuş. Onları her gören öldürınüş ve nesIini azaltmış. Kökbörü çoğalarak,
av hayvanlarına ve besi hayvanlarına diişman olmuş. Bu yiizden o öldiiıüliir.
Kızıl kurt gören insan çocuk toyuyla karşılaşır. Ak kurt gören insan uzun yola
gider. Kara kurt gören insan matara ağzı açar (içki içer) derler.Yaşlı yaban keçisini öldürmek yasaktır. Yaban keçisi sarp kayalarda yaşar.
Yaşlandığında durmadan yatıp dinlenir. Genç yaban keçisi avcı gördüğünde sarp
kayalar arasında kaybolur gider. Yaşlısı kaçamaz. Buna rağmen çukurluk alanlarda
değil de dağın yüksekliklerinde yaşayarak yurdundan ayrılmaz.
Guguk kuşunu öldürmek yasaktır. Tuva’da guguk kuşuna “ıraajı” (şarkıcı
kuş) derler. Çiçekler açıp, melez ağaçları kozalaklandığında, guguk kuşu muhteşem
yazı seHimlar. Guguk kuşunun öttüğü yerde süt fazla, çocuklar şarkılı türkülü
olur.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

Tuva Belgesel Film Tanıtım Videosu


TUVALARIN ESKİ GELENEKLERİ / İNSAN HAYATI

İNSAN HAYATI
Eski Tuvaların İnsan Hayatını Bölümlere Ayırması

Eski Tuva1ann insan ömrünü çeşitli bölümlere ayırması, onların asırlarca konar
göçer olarak yaşamasının getirdiği geleneklere dayanır. Avlanmak, besi hayvanı
beslemek ve ekin ekmek Tuvalılann eskiden beri gelen, bu yüzden insanlara
küçüklüğünden öğretilmesi gereken geleneklerdendir.
Eski Tuvalar insan ömrünü Yedigir’ e benzetir. “Geceki gök yüzünde Yedigir
bazen kaybolup bazen görünse de, onlar yedi sayısını yitirmez.” diye halk arasında
bir söz var. Tuvalar insan hayatını yedi bölüme ayırmışlar:

Tuva  - Fotoğraf: Sevian I. Weinstein

Tuva – Fotoğraf: Sevian I. Weinstein

Birincisi: Bebeklik çağı. Bir yaşından üç yaşa kadardır. Üç yaşına kadar bebeği
acıktırmamalı, üşütmemeli, korkutmamalı ve annesinden ayırmamalı.

İkincisi: Çocukluk. Üç yaşından on beş yaşa kadar olan dönem. Beş yaşındaki
kızlar keçiyi sağabilmeli, beş yaşındaki erkek çocuklar oğlak ve kuzuları otlatabilmeli.
On dört yaşındaki erkek çocuklar hayvanları kesebilmeli, derisini
yüzüp, etini kemiğinden ayırabilmeli. On yaşındaki kız çocukları kesilen malların
içini temizleyebilmeli.

Üçüncüsü: Gençler. On altı yaşından yirmi dokuz yaşına kadar ki hayatı içine
alır. Bu çağda insanlar evlenirler. Çoluk çocuk sahibi olurlar ve kendi hayatlarını
kurarlar.

Dördüncüsü: Orta yaş. Otuz yaşından kırk beş yaşına kadar olan insanlar bu
gruptandır. Bu çağdaki insanlar düğün olan yerlere gidebilir. İki kadeh içki içebilir.
Dua eder. Uzak yerlere gidebilir.

Beşincisi: Büyükler. Kırk altı yaşından altmış bir yaşa kadar olan insanlar bu
gruba girer. Bu çağdaki insanlara Tuva geleneğinde aklı başında, tecrübeli insanlar
denir.

Altıncısı: İhtiyarlar. Altmış bir yaşından seksen bir yaşına kadar olan insanlar
bu gruba girer. Meleklerin misafir olarak gelnıesini geçiştirerek yaşayan, hayatın
zorluklarını atlatarak ayakta kalmayı başarmış kişilerdir.

Yedincisi: Dermansızlık dönemi. Seksen bir yaşından ölene kadar olan zamanı
içine alır. Bu çağdakiler akrabalar için de, uzak kişiler için de saygıda kusur
edilmemesi gereken insanlar olarak görülür.

İnsanın yapması veya yapmaması gereken şeyler hayatının bu yedi bölümü-
ne göre düzenlenmiştir. Tuva insanının yedi bölünılük hayatının her devresinde
Yedigir yıldızı onu gözetlemektedir. Bu yüzden Yedigir’ e yalvarır, yakarır.
Hemçik halkı şu şekilde şarkı söylemektedir.

Çerivistin urugları
Çetçe-dir be, mendi-bir be,
Çedi-sıldıs Dolaan Burgan
Örü-dür be, Kudu-dur be.

Yurdumuzun çocukları
Yeterli mi, sağlıkIı mı?
Yedi yildız Dolaan Tanrı
Yukarda mı, aşağıda mı?

İnsan Kalbi Kırılmaz
Eski Tuvalar anneyi “Tanrı” olarak görmüşler. Aydınlık yeryüzünde anne kadar
merhametli canlı yok. “Annesinin kalbini kıran evlat, girecek yer bulamaz.”
diye atasözü var. Oğul da, kız evlat da annesinin adını doğrudan söylemez. Ayrıca,
yaşlıların ve saygıdeğer insanların adı da doğrudan söylenmez. Adın yanı­
na bir yumuşatma veya saygı ifadesi olan söz eklenir.
Bebeğin salıncağı itina ile korunur. O, yere düşürülmez, düşürülürse çocuğun
ruhu çekilir. Gerçekte ise salıncak insanın doğduktan sonra ilk yuvasıdır. Bu
yüzden eski Tuvalar salıncağı kıymetli bir eşya olarak görmüşler ve onu bozup
kırmamışlardır.
Ölünün bulunduğu çadıra çocuklar gidemez. Ölen insanı gömerken gürültü
çıkarılmaz, bir şey yiyip içilmez. Yas tutan insanların yanına gidilirken sigara
alınır ve yastaki insanlarla birlikte içilir. Birisinin öldüğü yerde esrik görülen ki-
şilere “şeytan çocuğu” denir ve kötülenir. Ölen insanın adını doğrudan anmak tamamıyla
yasaktır.
Eski Tuvalar çocuk ruhunu oyuncakla bir görmüşlerdir. Bu yüzden oyuncaklar
kırılmamalı ve onunla alayedilmemelidir. Oyuncak bebekler elbisesiz olmamalıdır.

Çocuklar ve gençler, büyüklerle söz yarıştıramazlar. Çadırın yanında ıslık çalamazlar.
Şeytanın kulağı çok keskindir. Bu yüzden önce ıslık olan yere gelir.
Evin yanında çağırıp bağırma bütünüyle yasaktır.
Kavga, dövüş olan yerlerde kara bela vardır. Bebeklerin, çocukların, gençlerin
kavga olan yere varmaları yasaktır. Kötü sözün olduğu yerin yakınından bile
geçmemelidir. Şamanın sundurmasının yanına; bebekler, çocuklar, gençler ve
büyükler varamazlar. Şamanın sundurması bozulmaz. Çünkü Şamanın bedduası
sundurmasını bozan kişiyi etkiler ve o kişi ölür. O kişinin akrabalarına da zarar
gelir.
Eski Tuva geleneklerinde içki içmek yasakmış. İçkiye saygı içeceği denirmiş
ve kutlama olan yerde, saygıdeğer kişilerin geldiği durumlarda sadece iki kadeh
içilirmiş. Hiç içmeyenleri de kimse kınamazmış. Kocaya varmayan kız, kadın almayan
erkek ise kesinlikle içki içmezmiş. Erkekler ancak otuz yedi yaşından sonra, kadınlar kırk dokuz yaşından sonra içki içebilirlermiş. Bu içki de ancak
iki kadeh olabilirmiş. Sarhoş oluncaya kadar içki içenlere “mirit” (budala) derlermiş
ve bu tür kişiler; düğünlere ve kutlamalara davet edilmezmiş.
Sıradan kişiler Şamanları taklit edemezlermiş. Sıradan bir insanın göremedi-
ğini Şaman görür, duyamadığını duyar derler. Eğer birisi Şamanı taklit ederse, o
Şamanın putları o kişiyi öldürür, ocağını kurutur. Sıradan insan lamaları da taklit
edemez.
Başka kişilerin elbisesi giyilmez, etine sahip olunmaz ve malı çalınnıaz. İnsanoğlu
gazaplıdır ve bedduası tutar. Sahibi orada olmayan bir çadır içinde kuzu
derisinden elbise durur ve kimse ona el uzatmaz. Heybe içinde içki dolu matara
durur, onu kimse kımıldatmaz. Yakın yerde sahipsiz inek geceler, onu kimse
çalmaz. Tuva geleneğinde hırsızlık bütünüyle yasaktır.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU


TUVAN MUSIC

Tuvans living in southern Siberia, the Russian Federation, is a community of Turkish origin. Unlike other Turkish communities have the Buddhist faith. Shamanism in Tuva live lives as well. However, with the recognition of the world ‘s most important cultural elements Tuvans their own types of music.
There are two types of Tuvan music: first “ırlar”, folk songs known to all Turkish communities. “Kojamık” referred to the so-called type, the more improvised and sung by bickering, beat faster when compared to a form of folk song. However, with the recognition of Tuva and the second kind of wake-up music, music from around the world wonder, he could say to those skilled melodies throat.
The tradition of throat singing Tuvans, Khakas neighbors, Altays, Yakutsk, the Mongols, and even in different parts of the world are also available. But the reality of a world-recognized performers, the best song of throat is the most common way in Tuva Tuva throat is said to songs. Höömey generally known as the four main types of songs Tuva throat. These species kargıraa, borbannadyr, sygyt, and is referred to as ezengileer. This slow and fast rhythm of the song names on whether throat, varies according to instruments used in rhythm.
Tuvans these types of music in the West, especially the United States catches your interest, this style is a mixture of jazz music are newer reviews. Master of this genre of music because of Tuva culture commentators carriage making in various parts of the world, using music as an element of a culture that promotes country and its people in various
countries around the world.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

“The Tuvans will ride into your brain and leave hoofprints up and down your spine.”

The San Francisco Bay Guardian

Huun Huur Tu


Video

Tuva Cumhuriyeti


The Valley of Kings reveals its secrets

The ceremonial opening of the second field season of the archaeological and geographical expedition of Russian Geographical Society “Kyzyl-Kuragino” took place on 8 June 2012 in the camp “The Valley of Kings”(the Republic of Tyva, Kyzyl).

In view of tragic events which had happened in the republic the day before, the ceremony began with a minute of silence. President of the Society S. K. Shoigu for reasons beyond his control was not able to be present at the opening of the second season.
see more: http://int.rgo.ru/news/the-valley-of-kings-reveals-its-secrets/

Tuva - Tyva

Tuva – Tyva

The panther of Tuva

The panther of Tuva


Tuva, Beautiful and Mysterious…

Tuva is a small republic in the heart of Asia – a region that is unique and extraordinary in its beauty and natural resources. It is there where you can find five geographical zones – from the Southern Siberia taiga forests to the Central Asia semi-deserts – and meet such neighbors as the inhabitant of mountain peaks, the snow leopard, and the “ship of the desert”, the camel.

Tuva enables you to travel across the alpine meadows, tundra, forest-steppe zone and deserts just in a day or two. Tuva has more than eight thousand lakes, 100 of which are the big ones. Its territory is a complex system of mountain ranges where the great river Yenisei is born, highlands, deserts and semi-deserts with valleys between them. The mountains are covered with taiga, but you can also come across completely bold and dazzling white rocks.

See more: http://int.rgo.ru/grants-news/tuva-beautiful-and-mysterious/

Tuvinian Girl

Tuvinian Girl


Shamans of Tuva

Shamans of Tuva. With the split of Soviet Union spiritual and religious practices used to arise in former Soviet republics. New forms of traditional practices appeared to be, forms never existed before. Today practicing shamans in Tuva are organised into several competitive societies. They are officially registered to the state as practicing religious organisations, they pay taxes, have they own office, secretary and stuff, receive their clients to the cabinets of former state medical clinics. One of the most interesting and marginal societies between them- “Adyg Eeren” (“Spirit of Bear”) is located to the former clinic of the capital of Republic Tuva- Kyzyl. The chief of the society, shaman named Adyg- Tulush Kara-ool Dopchun-oglu is one of the descendors of an ancient tuvinian clan of bear. Each shaman in Adyg- Eeren is a caracteristic personality with it’s own unique history. Among others the only russian shaman in Tuva Dmitry Markov practicing to Adyg- Eeren. The report includes a number of events: ritual for the solar eclipse, ritual for calling of spirits at Kaa- Hem (Valley of Ancestors) at Maly Enisey river, healing of german tourist, healing of french anthropologist Laetitia Merly. Also- ritual of “cleaning” the car, shamans playing chess, working meeting of the group and issuing a “card of shaman”, medical examining of shamans by the doctors of the city clinic. The report was done in collaboration with a french anthropologist, specialist on contemporary shamanism, Doctor Laetitia Merly. The events took place to capital of republic of Tuva, town of Kyzyl in August 2008
See More: http://picturetank.com/v2/?module=site&action=displayContactSheet&randomId=755de4c54c42d66b462711bf77d241f0&lang=en&infoSet=o&orderSet=o&publicLanguagesOnly=1

Chief of Adyg- Eeren, shaman Adyg- Tulush Kara-ool Dopchun-oglu doing a ritual in his office

Chief of Adyg- Eeren, shaman Adyg- Tulush Kara-ool Dopchun-oglu doing a ritual in his office

Ritual of calling for spirits at Kaa- Hem (Valley of Ancestors) at Maly Enisey river. Drying and warming up a ritual drum before the ritual.

Ritual of calling for spirits at Kaa- Hem (Valley of Ancestors) at Maly Enisey river. Drying and warming up a ritual drum before the ritual.

Ritual shamanic drum between "Nivea" and "Adidas" in the offices of Adyg- Eeren

Ritual shamanic drum between “Nivea” and “Adidas” in the offices of Adyg- Eeren