Open your arms to change, but don't let go of your values

Posts tagged “Ay Çürek

TUVA KAMLARI

 

Tuvaları diğer Türk topluluklarından ayıran en belirgin özellikleri
Budist-Lamaist oluşlarıdır. Budizm Tuva’ya 13-14. yüzyıllarda gelmiş fakat
yaygınlaşması XVIII. yüzyılın ilk yarısından itibaren olmuştur. Tuva’da
Budizm inancı kabul edilmekle birlikte, kamlık inancı da ortadan kalkmamış,
iki inanış birlikte yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. Budizm-lamaizm
ile kamlık arasındaki temel farklılıklar şu şekilde sıralanabilir: 1. Budizmde
sadece erkekler lama olabilirler. Oysa kamlıkta kadınlar da kam olabilir. Hatta
bazı kadın kamların erkeklerden daha güçlü olduğuna inanılır. 2.Budizm
kitaba dayanır, lamalar Budizm kitaplarından bölümler okuyarak mesleklerini
icra ederler. Kamların yazılı kaynakları yoktur. Tefiyle, tokmağıyla o anda
aklına gelen alkışlarını söyleyerek kamlık ederler. 3.Lamalar Buda’ya dua
ederler. Kamların çeşitli eerenleri vardır. Eerenler kamın ruhlarla bağlantı
kurmalarına yardımcı öğelerdir. Kamın tefinden giyimine, elbisesinin
üzerindeki yılanlara, kuş tüylerine, halkalara varıncaya kadar hepsi kamın
yardımcılarıdır. Her kamın irtibat kurduğu ruhlar ve bu ruhların güçleri de farklı
olduğundan, her kamın tedavi edeceği hastalık türleri de farklılık gösterir. İyi
bir kam kendinin tedavi edemeyeceği bir hastayı, o konuda uzman olduğunu
düşündüğü farklı bir kama gönderir.

Budizm-lamaizm ve kamlık inancının bu farklı yönleri bulunmasına
karşılık, içinde yaşadığımız tabiata saygılı olarak, onunla uyum içerisinde
yaşama felsefesi her iki inanç sisteminde de ortak özelliktir ve bir arada
yaşamalarını sağlar.
1928 yılında Tuva’da 3500 lama vardı. (Aynı tarihte Tuva’nın nüfusu 65
bin kadardı.) Çünkü her aile erkek çocuklarından birinin lama olmasını
istiyordu. Aynı şekilde 1920’li yılların başında 20 tane hüree (Budist tapınağı)
bulunuyordu. 30’lu yılların başında bu tapınakların ve lamaların sayısı hızla
azaldı. 1931 yılında Tuva’da 787 lama ve 725 kam kalmıştı. Bu kamların
yarıya yakını kadındı. (Fridman, 2003, s.181) Özellikle 1930’lu yıllarda
lamaların ve kamların faaliyetleri yasaklanmış bu yasaklara uymayanlar ağır
şekilde cezalandırılmıştır. 1944 yılına gelindiğinde Tuva’da hiç lama kalmamış,
kamlar açık bir şekilde mesleklerini icra edemez olmuşlardır. Bu durum
SSCB’nin dağılmasına kadar devam etmiştir. Sovyetler Birliğinin çöküşüyle
Tuva’nın başkenti Kızıl’da ve Kızıldağ kasabalarında hüreeler açılmış ve
buralarda lamalar çalışmaya başlamışlardır. Aynı şekilde kamlar da etnograf ve
yazar Monguş Kenin Lopsan önderliğinde bir dernek kurmuşlar, başkentte
Düngür (kam tefi) adını verdikleri bir tedavi merkezi açmışlardır. O zamandan
beri iki inanç sistemi de yaygınlaşarak varlıklarını devam ettirmektedir.
Bizde yaygın olarak kullanılan şaman kelimesi Tuva’da ve Sibirya’nın
diğer Türk topluluklarında kullanılmaz. (Şaman kelimesinin kökeni hakkında
bak. Günay,Güngör s.137-142) Bunun yerine “kam” kelimesinden gelen “ham”
kelimesi kullanılır. Kamların yaptığı iş ise hamnaar “şamanlık etmek” fiiliyle
karşılanır.
“Tuva’da uygulandığı biçimiyle Şamanizm, insanları şaman aracılığıyla
yukarı ve aşağı dünyanın ruhlarına bağlayan bir inanç sistemidir. Şaman vecd
haline (hipnoz durumu da denir) geçiş sayesinde atalarının ve doğanın
ruhlarıyla konuşarak kehanette bulunabilen ve geleceği tahmin edebilen,
ruhlarını kaybetmiş ya da hastalıktan ıstırap çeken kişileri iyileştiren ve
topluluğun sağlığı için ayinler yapan dinsel uygulayıcıdır. (Fridman, 2003,
s.182)
Kamların erginlenmesi tabirini , “inisiyasyon” kelimesi karşılığı
kullanıyoruz. Bu normal insanların normal, sıradan olmaktan çıkıp kam olma
yolunda adım atmaları, kamlık yoluna girmeleri anlamına gelmektedir. Bu
adım bazen kalıtım yoluyla anne karnında atılırken, bazen yetişkin, normal bir
insanın ıssız bir ormanda uyku sırasında cinlere çarpılıp kam özellikleri
kazanması şeklinde olabilmektedir. Tuva kamlarında kam özelliği kazanma
yolları şu şekilde sıralanabilir
1.Kalıtım Yoluyla kam olanlar (Izıguur salgaan hamnar). 2.Gök
kökenli kamlar. (Deer uktug hamnar) 3.Yer, su iyelerinden kamlar. (Çer, sug
eezinden hamnaan hamnar) 4. Aza soyundan kamlar. (Aza uktug hamnar)
5.Albıs soyundan kamlar. (Albıs uktug hamnar) (Lopsan, 1992, s.4)
Kamlar kamlık kökenlerini sanatlarını icra ederken dile getirirler. Bu daha
çok törenin başladığı sırada, kamın kendisini tanıtması sırasında olur. Kam
kökeninin gücünü belirtirken, kendilerine seslendiği ruhlara daha inandırıcı
gelmekte, onların sözünü niçin yerine getirmeleri gerektiğini belirten
açıklamalar yapmaktadır.

Tıva - Arınma ayini

Tıva – Arınma ayini

 

1.Kalıtım Yoluyla kam olanlar (Izıguur salgaan hamnar).
Büyük Türkolog W.Radloff Sibirya’da yaptığı gözlemlere dayanarak
kalıtım yoluyla kamların erginlenmesini çok güzel şekilde tarif eder. “Şamanlık
bilgisi ırsîdir ve babadan oğla intikal eder… Cetlerin kuvvetiyle şaman olarak
tespit edilen şahıs, azalarında birdenbire bir gevşeklik hisseder, bu hal şiddetli
bir titreme ile kendini gösterir. Onda kuvvetli bir gayri tabii esneme başlar,
göğsünde ağır bir tazyik hisseder, birdenbire şiddetli seslerle bağırma ihtiyacı
duyar, sıtmalı gibi titrer, gözleri şiddetle döner, birdenbire yerinden sıçrayarak
deli gibi etrafında dönmeye başlar, nihayet ter içerisinde yere yuvarlanır ve
saralı çırpınmalarla kramp içerisinde kıvranır. Azaları bir şey duymaz, eline ne
geçerse yakalar ve yutmaya bakar… Şamanlığa tayin edilen kişi cetlerin
arzusuna karşı gelir ve Şamanlık yapmak istemezse korkunç ıstıraplara katlanır
veya azgın bir şekilde delirerek kısa zamanda kendisine kıyar veya hastalığının
artmasından ölür.” (Radloff, 1994, s.19)
Günümüz Tuva kadın kamlarının en ünlüsü olan Ay Çürek’in öyküsü de
şöyledir: Ay Çürek’in doğduğu gün çok kötü bir fırtına varmış. Ay Çürek’in ilk
ağlaması duyulduğunda fırtına birdenbire dinmiş ve bulutların arkasından ay
görünmüş. Bu yüzden ailesi ona Ay Çürek (Ay Yürek) adını vermiş. Ay
Çürek’in annesi kammış ve onun yetenekleri Ay Çürek’e geçmiş. Çocuk
yaşlarda ruhlarla bağlantı kurmaya başlamış. Sık sık hastalanıyormuş. Ailesi
onu pek çok kez psikologa götürmüş ise de derdine çare bulunamamış. İlk
çocuğunu doğurduktan sonra sağlığı daha iyiye gitmiş. 1993 yılında katıldığı
kamlar toplantısında Kamlar derneğinin başkanı M.Kenin Lopsan tarafından
yeteneği keşfedilmiş. Bu sırada otuz yaşındaymış ve o zamandan beri kamlık
yapıyormuş. Her geçen gün kamlık yeteneği artmış, yeteneğiyle birlikte şöhreti
de. İtalya’da bir büro açmış. Orada Tuva kamlık geleneğini batılılara tanıtmaya
çalışıyormuş. (Deusen, 2000)
Kalıtım yoluyla kam olduklarını kamlar alkışlarında dile getiriyorlar. Bu
alkışlarda bazen doğrudan kamlık alınan kişiden bahsedilirken, bazen kamlar
yedi atadan beri kamlık genlerini taşıdıklarını gururla söylüyorlar. İşte bu
alkışlardan bazı bölümler:

Erkek kamın kam kökenine alkışı:
Çedi çılın çevegletken Yedi yılda cenazesi bekletilen
Çerniŋ sugnuŋ eezi bolgan Yerin, suyun iyesi
Ham-na adam hamı düşken Kam babamdan tevarüs eden
Karaŋ körnür oğlu boor men. Gaybı görenin oğluyum ben.
Kadın kamın kam kökenine alkışı:
Kara çerge düjerimde Kara yere düşerken
Hannıg hinim kestirerimde Kanlı göbeğim kesilirken,
Ham-na avam hamı düşken Kam annemden tevarüs eden
Hamnaar bolgan urug boor men Kamlık edecek olan kızım ben.

2.Gökten kamlayanlar. (Deer uktug hamnar)
Sibirya Türk topluluklarında göğün çeşitli katlardan oluştuğu inancı
yaygındır. Tuva inancına göre gök dokuz katlıdır. Dokuz kat göğün en üst
katında Hayırakan (Kayra Kan) yaşar. Yedinci katta ise Hayrakan’ın
yardımcıları, göklerin halklarından olan Azarlar ve Hoorlar olarak adlandırılan
topluluklar vardır. Bazı kamlar kamlık yeteneklerini bu gökyüzündeki
topluluklardan almaktadır. Hastaları tedavi ederken kendi köklerinden
olduklarına inandıkları bu toplulukları yardıma çağırırlar.

Övür Bölgesinden Torgalıglı Kamın Gök kökenli olduğunu anlatan alkışı:
Aarıgga açılıg men Hastalığa iyi gelirim
Çovulaŋga çozulug men. Sancılardan kurtarırım.
Kırlıg çılan Sert yılan (eren)
Kımçılıg men Kamçılıyım
Argalıg albıs Kurnaz cin
Aybıçılıg men Yardımcılıyım.
Çaar derden surgamçılıg men. Yağışlı gökten eğiticiliyim.
Çayaan derden ızıguurlug men. Yaratıcı gökten soyluyum.
(Lopsan, 1992, s.19)

Gök kökenli kamın karaciğer hastalığına alkışı
Doŋga başka Kap kacakta
Dolganmaŋar Dolaşmayın
Tos-la deerje Dokuz göğe
Dalajıŋar Acele edin
Çee-çeeŋer. Haydi, haydin
Çee-çeeŋer. Haydi, haydin
Kara baarga Karaciğere
Handıvaŋar. Kanmayın
Kara deerje Kara göğe
Kazırgılaar! Kasırga gibi!
Çee-çeeŋer. Haydi, haydin.
Çee-çeeŋer. Haydi, haydin.
(Lopsan, 1992, s.11)

3.Yer, su iyelerinden. (Çer, sug eezinden hamnaan hamnar)
Tuvaların inancına göre yer, dağ, aşıtlar, şifalı sular, kam ağaçların
iyeleri (sahipleri) vardır. Bu sahiplerin kızdırılmaması, onlara saygı gösterilip
dua edilmesi gerekir. Bu iyelerle iyi geçinilerek tabiatın insana sunduğu yararlı
ürünleri artırılması sağlanabilir.
Çerniŋ çive çerge çoruur. Yerin sahibi yerde olur.
Sugnuŋ çive sugga çoruur. Suyun sahibi suda olur.
Adırılbayn turar bolza Ayrılmadan durulursa
Ançıg aksın körgüzeveer. Kötü yanını gösterir.
Hoorulbayn turar bozla, Kımıldamadan durulursa,
Konçug aksın körgüzeveer. Kötü huyunu gösterir.
Ernim-bile düjürbedim. Dudağımla düşürmedim.
Edeem-bile çelbivedim. Eteğimle silkelemedim.
Eldep eren çive kılbaŋar. Tuhaf şeyler yapmayın
E’tten ırap emirliger. Etten uzaklaşıp ayrılın.
Söökten ırap domurlugar Kemikten uzaklaşıp kaçın
Çövün bodap bojuulagar. İyiyi düşünüp çözümleyin.
Bagın söglep baglaşpayn. Kötüyü söyleyip bağlanmayın
Bajın, barın aartpayn Başını, bağrını ağrıtmadan
Baglaaşkanın koşkadıŋar Bağlananı çözün
Doŋnaaşkanın adırıgar. Birleşeni ayırın
(Lopsan, 1992, s.30)

Çinçi, şuru daştıg hemner eeleri! İnci boncuk taşlı ırmakların iyeleri
Çitkennerim dileeliŋer, suraalıŋar. Kayıplarımı arayalım, soralım
Aldın, möŋgün daştıg hemner eeleri! Altın, gümüş taşlı ırmakların
iyeleri
Aarıglıgnı ajaap körel, çedip kelem. Hastaları koruyalım haydi gelin.
Artış, şaanak çıdı dolgan bedik taygam! Ardıç kokusu dolan yüksek
taygam
Arjaan sugnuŋ üner dözü ulug sınım, Kaplıca suyunun kaynağı
yüksek
dağım
Ajı-töldüŋ amı-tının alır deeştiŋ, Çoluk çocuğun canını kurtarmak
için
Artış şaanak, agı, kaŋgı kıpsıp tur men. Ardıç, pelin yakıyorum.
(Lopsan, 1992, s.29)

4. Aza ve Buk soyundan. (Aza uktug hamnar)
Azalar ıssız yerlerde, eski yurt ve obalarda, nehir kıyılarında, çukur
yerlerin ağzında bulunur. Daha çok akşam kızıllığında ortaya çıkarlar. Bazen
sadece sesleri duyulur. Çoğunlukla insan kılığındadırlar. Bunun dışında köpek,
kuş, yabanî hayvan kılığında da olabilirler.
Azaya benzeyen diğer bir ruh da buk’tur. İnsanların daha önce yaşadığı
ve halen yaşamakta oldukları çadırlarda görülürler. İşkence görmüş insan
tipindedir. Ortaya çıktığı yerde kötü kalpli insanın bulunduğuna inanılır.
Korkutucu ve zehirlidir. Bu yüzden buk’la karşılaşan insan hastalanabilir. Bu
durumda kam çağrılmalıdır. Buklu yerlerden atla geçilirse at hareket edemez
olur. Atı yeniden hareket ettirmek için atın dört tabanının bastığı yerin
çevresindeki toprak bıçakla kesilir gibi çizilmelidir.

Aza soyundan kamın azalara alkışı:
Azalarım! Çetkerlerim! Cinlerim! Şeytanlarım!
Aray-la beer, şala-la beer, Biraz buraya, azıcık buraya,
Aştan- çemden çip-le algaş Aştan yemekten yiyerek,
Aalıŋarje çanıptıŋar. Obanıza dönüverin.
Aarıg kiji bodun sadıp, Hasta kişi kendini satıp
Aksı-barılga tudup olur. Ücretini ödüyor.
Attan-hölden munup algaş, Ata binite binerek,
Aalıvısçe çana berger. Obamıza dönüverin.
(Lopsan, 1992, s.30)

Aza kamının aza ve erlik yerini alkışlaması
Aza-la oran amır oran. Cinlerin yeri sakin bir yer.
Aştavas sen, suksavas sen. Acıkmazsın, susamazsın.
Ajıŋ-çemiŋ ında belen Aşın yemeğin orada hazır
A’dıŋ-hölüŋ baza-la bar. Atın binitin de var.
Erlik oran eki-le oran. Erlik yeri iyi bir yer.
Endeves sen, türeves sen. Ölmezsin, yitmezsin
İjer-çiiriŋ ında belen, İçeceğin yiyeceğin orada hazır,
İdik-heviŋ baza-la bar. Kılık kıyafetin de var.
(Lopsan, 1992, s.31)

5.Albıs ve Diiren soyundan. (Albıs uktug hamnar)
Albıs’lar insanların yaşamadığı ıssız yerlerde guruplar hâlinde görülür.
Albısların yeri yurdu, obası oymağı vardır. Kendi aralarında misafirliğe gidip,
tanışıp düğün yapıp evlenirler. Albıs’la karşılaşınca bazı kişilerin anlayışı
zayıflar, hatta müzmin hastalığa yakalanabilirler.
Diiren insanlar satranç oynarken dayanamayıp yanlarına gelir. Çünkü
satranç oynamayı çok sevmektedir. İnsan Diiren’i satrançta yenerse bir müddet
insanın emrine girer ve ne isterse yerine getirir. Diiren insana musallat olursa
onu kovmanın yolları vardır. Ondan sekiz ayaklı yeşil renkli at bulup getirmesi
istenir. O da atı aramaya gider…

Albıs kökenli kamın Diirenlerine alkışı:
Amı-tınım çamdı bolgan, küjü bolgan
Albıs, şulbus, diireŋnerim aray-la beer.
Hayatımın parçaları, güçleri
Cadı, şeytan, cinlerim biraz buraya
Aza, çefker tudup aldım, körüŋerden.
Argajıŋar, ködürüŋer, boojuulaŋar.
Cin şeytan yakaladım bakınız,
Yardım edin, kaldırın, acele edin.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

 

Tıva - Arınma ayini

Tıva – Arınma ayini

Advertisements