Open your arms to change, but don't let go of your values

BELGESEL

Tuva Türklerinde Şaman Geleneği

Advertisements

TIVA CUMHURİYETİ, BELGESEL TRT


Dağlık Altayda Üç Enmek dağı eteklerindeki Kutsal Karakol Doğa Parkında Altay – Kırgız, İtelmen Kamçatka Türklerinin Büyük Ateş, Uçurlu Ot, Otın Akıncı Şaman törenleri


TED Talks – Tuva or Bust!


Türk Töresi “Balbal”


Türk Töresi “Sagu”


The Altaic Language Family


TUVALARIN ESKİ GELENEKLERİ / Korunması Gereken EvciI Hayvanlar

Korunması Gereken Evcil Hayvanlar

Atın başına vurmak yasaktır. At barış zamanında insanın çevik gölgesi, savaş
zamanında savaşçının güvenilir arkadaşıdır. At, yeryüzünde en yiğit, en güzel,
en faydalı ve en çevik canlıdır. Dağlarda, derelerde geyik hızlı derler, at ondan
daha hızlı. Düzlükte, ovada deve hızlı derler, at ondan daha hızlı. Atın başına
vurmak, atasının başına vurmak demektir. Atının başına kamçı vuran kişi, ömrünün
geri kalanında şeytanların elinden kurtulamaz ve kara cehennemi boylar.
Yeryüzünde yaratılan at insanın en faydalı arkadaşıdır.
Atın başı yere doğru çekilmez. Tuvalılar atının başını ağaç dalına bağlar. Atla
yola gidilirse insanoğlu açlıktan ölmez. Eski Tuvalılar ölen atın başını ağaç
üzerine asarlarmış.Ölen Şamanın cesedi çardağa bırakılırmış. Onların temiz kemikleri
toprağa bulaştırılmaz derler.

Sakatlamnış geyik yere atılmaz. Toju halkının sevgili ve faydalı arkadaşı geyiktir.
Yaralanmış veya ayakları çıkan, kırılan geyikler yere atılmaz. Geyiği yere
atan insan en sevdiği arkadaşını yere atmış gibi olur.
Atın yelesi kesilmez. Tuva insanın ilhamı atının yelesinde saklıdır. Atının yelesini
kesen insanın ruhu sıkılır.
Öküzün başına dizgin vurulmaz. Öküze burunluk takılır, semer vurulur. At
eyerlenir ve dizgin vurulur. Hayvanların eşyaları birbirine vurulup takılırsa, evdeki
mallar kırılır.Dişi deve yavrusundan ayırılamaz. Deveye “üzüntülü mal” denir. Yavrusunun
öldüğü yere üç yıl boyunca gelir ve orada ağlar.
Koç boynuzu atılmaz. Koyunla at sıcak nefesli hayvanlardır. Koçun boynuzu
eşya asmak için askılık yapılır. Böyle yapılırsa insan zenginleşir.
İnek ve keçi soğuk nefesli hayvanlardır. İnek buz üstüne sürülmez, sürülürse
ayaklarını kırar. Tok yaşamak isteniyorsa inek korunup esirgenmelidir.
Kutsal sayılan ata kamçı sa11anmaz. Kutsal boyuna bıçak çekilmez. Kutsal at
ve koyun ahırına bağlı, sahibine karşı müşfiktir. Kutsal at bulunan yılkıdan kulun,
kutsal koyun bulunan sürüden kuzu çalınmaz.


Yak boğası kışın ahıra bağlanmaz. Yaka, “yabani atalı mal” denir. Kışın en
soğuk olduğu günlerde yak boğası dağların başına doğru çıkar. Soğuktan donmaz, kurttan korkmaz. Yabanı hayvan da, yak da, insan da kendilerine uygun
yerlerde yaşamalıdır.
Tuvalılar besi hayvanının bağlandığı yeri baltayla kesmez, ağıl yıkılıp bozulmaz.
Eyerli at ağıl yanında dinlenir. Sürü ahırın içinde huzurludur. Hayvancılık
yapan insan; hayvanların yaşayacağı yeri, otlanacağı yeri, yatacağı ağılını dört
mevsime uygun olarak hazırlar.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

Tuva Belgesel Film Tanıtım Videosu


TUVALARIN ESKİ GELENEKLERİ / Öldürülmesi Yasak Olan Av Hayvanları, Kuşlar ve Balıklar

Öldürülmesi Yasak Olan Av Hayvanları, Kuşlar ve Balıklar

Tuva yurdunda avcılık en eski tarihten beri devam edip gelmiş. Bizim atalarımız
hayatlarını devam ettirmek, çoluk çocuğunu besleyip büyütmek, yokluk ve
kıtlığa düşmernek için; karadaki av hayvanlarını, kuşları ve balıkları uygun şekilde
avlayıp yemiş. Bütün bu av hayvanlarını gereksiz yere öldürmeyi yasaklayan
gelenekler de var.
Kuş yavruları öldürülmez. Kuşun yavrusu da insan yavrusu gibidir. Merhamet
duygusu insanın küçüklüğünden başlar.
Köstebek deliğinin ağzına zehir koymak yasaktır. Atalarımız, yer altında yaşayan
hayvanların yuvalarının ağzına suyu akıtmazlarmış. Tarla faresi, sıçan, yılan,
porsuk, köstebek delikleri kapatılmaz; çünkü bu saydıklarımız depremi ilk
anlayan hayvanlardır.
İnine giren balıkları öldürmek yasaktır. Balıklar güzün inine giderken, yazın
ininden çıkarken öldürülmez. Balıkların saklandığını suyun durgun yerleri, Tuva
inancında kutsalolarak görülür. Buzların arasında sıkışarak kalmış balıklar da
öldürülmez. Bu türbalıklar yerlerinden alınarak nehrin akan yerlerine bırakılır.
Yavrusu olan kara avları da avlanmaz. Yavrusu olan ceylan, maral Tuva avcılarınca
öldürülmezmiş. Yavrusu bulunan av hayvanı dinlenirken ürkütülmez,uzağından geçip gidilir. Bu hayvanları öldüren kişinin çoluk çocuğu hastalanır.
Eski Tuvalılar av hayvanını, kuşu ve balığı çok korumuştur ve esirgemiştir.


Tuvalılar kartalı nadir olarak öldürür. Kartal tüyleriyle ok atar, Şamanların.börklerini
süsler. Kartalın çevikliği, erkekğin yiğitliğine benzer.
Tuva’nın yüksek ormanıarında ak ayıyla seyrek karşılaşılır. Tuva avcıları ak
ayıyı görünce ateş etmezler. Ak ayı insanın yolunu gösterir, bu yüzden öldürülmez.
Ayının adı da doğrudan söylenmez; çünkü ayı kulağıyla yerde olanları işitir.
Ormanın av hayvanları çok kar yağdığında, aç kurtlardan kaçmak için ağılın
yanına kadar gelir. Bu hayvanlar da öldürülmez.
Kemirgenleri öldürmek yasak. Eski Tuva masallarında; tüm hayvanların canını
kemirgenler korurlar. Gök giirleyip, yağmur yağmaya başlayıp, yıldırım düşeceği
zaman önce kernirgenin haberi olur ve bağırmaya başlayarak diğer hayvanları
haberdar eder. Diğer hayvanlar bu haberi alarak kendilerini korumaya
alırlar.
Eşi olan turnayı öldürmek yasaktır. Günle gece, yerle gök, soğukla sıcak, erkekle
dişi tabiatın dengesidir. Onlar bu şekilde eşleşmiş olmasa hayat olmaz. Eş
turna, eşinden ayrılırsa hayatı boyunca kendine eş bulamadan yaşar.
Ak, kara, kızıl kurdu öldürmek yasaktır. Eskiden Tuva yurdunda ak, kara, kızıl
kurt çokmuş. Onları her gören öldürınüş ve nesIini azaltmış. Kökbörü çoğalarak,
av hayvanlarına ve besi hayvanlarına diişman olmuş. Bu yiizden o öldiiıüliir.
Kızıl kurt gören insan çocuk toyuyla karşılaşır. Ak kurt gören insan uzun yola
gider. Kara kurt gören insan matara ağzı açar (içki içer) derler.Yaşlı yaban keçisini öldürmek yasaktır. Yaban keçisi sarp kayalarda yaşar.
Yaşlandığında durmadan yatıp dinlenir. Genç yaban keçisi avcı gördüğünde sarp
kayalar arasında kaybolur gider. Yaşlısı kaçamaz. Buna rağmen çukurluk alanlarda
değil de dağın yüksekliklerinde yaşayarak yurdundan ayrılmaz.
Guguk kuşunu öldürmek yasaktır. Tuva’da guguk kuşuna “ıraajı” (şarkıcı
kuş) derler. Çiçekler açıp, melez ağaçları kozalaklandığında, guguk kuşu muhteşem
yazı seHimlar. Guguk kuşunun öttüğü yerde süt fazla, çocuklar şarkılı türkülü
olur.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

Tuva Belgesel Film Tanıtım Videosu


KÜLTÜREL MiRAS OLARAK TUVA MÜZİĞİ

Tuvalar Güney Sibirya’da, Köktürk metinlerinde “Kögmen Yış” olarak geçen, bugünkü Sayan dağları ile güneydeki Tannu Uula dağları arasındaki geniş vadide yaşayan, Moğollar, Hakaslar, Altaylarla komşu olan Türk topluluğudur. Ülkeleri, Yakutistan kadar olmasa da kışları oldukça soğuktur.Tuvalıların yeryüzündeki sayıları üç yüz bin civarındadır. Ülkelerinin genişliği 170.500 km2 dir. Ülkelerinde çoğunlukla hayvancılık yaparak geçimlerini sağlarlar.
Her toplumun kendine ait değerleri olduğu gibi Tuvalıların da başka toplumların dikkatini çeken, kendilerine has özellikleri vardır. Tuvalılar tarihin bilinen zamanlarından beri bugünkü bulundukları bölgede yaşamaktadırlar. Dolayısıyla tarihin çeşitli dönemlerinde başka yurtlara göçen Türk topluluklarının yaşadıkları kültürel değişmeleri onlar kadar yoğun yaşamamışlardır. 20. Yüzyıla kadar idaresinde bulundukları Moğollar aracılığıyla Tibet Budizmini kabul etmişlerdir. 20. Yüzyılda uzun zaman idaresinde kaldıkları Rusya’dan teknoloji ve kültürel alanda yoğun bir şekilde etkilenmişlerdir.
Bunlara rağmen Türk toplulukları içerisinde eski kültürel değerlerini en iyi koruyanlardan biri Tuvalardır dersek yanılmış olmayız.Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bazı Türk toplulukları bağımsızlıklarını kazanırken, Rusya Federasyonu içerisinde kalanlar ise nispeten özlerine dönme çabalarını yoğunlaştırır. Tuva’da da Budizmin ve Kamlık inancının değerlerine yeniden dönüş başlar. Millî kültürün öne çıkarılan değerleri sadece din değildir elbette. Dil, edebiyat, sanat alanında da canlanmalar görülür. Bu canlanma görülen alanların başında Tuvalı müzisyenlerin kendine has yorumlarıyla batının, özellikle Amerika’nın müzik yorumcu ve araştırıcılarının dikkatini çekmeleri, Tuva’yı dünyaya tanıtan en önemli araçlardan biri olur.

Tuva Bayrağı

Tuva Bayrağı

 

 

TUVA MÜZİĞİ

Tuva insanının en önemli özelliği yaşadığı tabiatla bütünleşmesidir. Zor Sibirya şartlarında insanoğlunun varlığını sürdürebilmesi tabiatla uyum içinde olmasıyla mümkündür. Tabiatla uyum içerisinde olmak onun şartlarına uyum göstermekle olabilir. Bu uyumu gösterebilmek için tabiat, çevredeki bitkiler, hayvanlar, onların hangi durumlarda nasıl tepki gösterdikleri iyi bilinmelidir.
Binlerce yıldır bir parçası olduğu coğrafyayla bütünleşen Tuvalıların kültürlerinin her alanında bunun izleri görülür. Dağların, suların, ormanların sahipleri (iyeleri) vardır. Dağdaki, ormandaki her canlı bir değer taşır. Toplum bu değeri anlayıp yorumladıkça yukarıda bahsettiğimiz yaşama kolaylığı sağlanmış olur.Tuvalılar, hemen her toplulukta olduğu gibi, sevinçlerini, sevgilerini, hüzünlerini ırlar yoluyla dile getirirler. Ir Tuvalıların genel halk kültürü içerindeki Türküleridir denilebilir. Irların bir çeşidi olan kojamıktar Tuva toplumundaki insanların Türkü yoluyla birbirleriyle atıştıkları türün adıdır. Kojamık kızlı oğlanlı grupların birbirleriyle atışmaları için kullanıldığı gibi, herhangi iki farklı yerleşim yerinden insanların birbirlerini yermek veya övmek için de kullandıkları bir türdür. Irlar genel halk tarafından gündelik hayatta, her yerde ve her zaman söylenegelen müziklerdir. Bu türün klasik olanları olduğu gibi, gençler arasında her an popüler olup kısa sürede unutulan pop tarzı da yaygındır.Fakat bizim burada bahsedeceğimiz Höömey genel adıyla bilinen, Sibirya toplulukları ve Moğolistan’da da yaygın olarak kullanılan gırtlak ezgileridir. Bu tarz batılılar tarafından Throat Singing veya Overtone Singing olarak adlandırılır. Höömey müziği bir enstrüman eşliğinde söylenebildiği gibi enstrüman olmadan da söylenebilir. Pek çok çeşidi bulunan höömeyin temel özelliği daha çok gırtlaktan aynı anda birden farklı sesin bir ritim esasında çıkarılabilmesidir.Gırtlak şarkıcısı, öyle bir ses yaratır ki, bu herhangi bir sıradan konuşurun veya şarkıcının sesine benzemeyen, aynı anda iki farklı sesin harmonisini oluşturan bir şelale uyumundadır (Edgerton, 1999:80). Tuvaca höömey kelimesi Moğol kökenli khoomey’den gelir ve anlamı “gırtlak”tır. Tuvalıların inancına göre ilk müzikler tabiatta suyun sesinden, rüzgârın hışırtısından, tabiattaki canlıların seslerinden doğmuştur. Tabiattaki her varlığın bir iyesi vardır ve bu iyelerin ruhları kendilerince tınılar, sesler çıkarırlar. İşte bütün bunlar müziğin çıkış noktalarıdır. Tuva’da günümüzde de yaygın olarak yaşayan kamlık (şaman) inancına göre göklerde ve yerde var olan her nesnenin ruhu vardır. Kam bu ruhlarla irtibata geçme yeteneği olan kimsedir. Dolayısıyla kam her canlının, her nesnenin çıkardığı sesi taklit eder. Çoğu tabiatın içinde çobanlık yapan Tuva insanı da içinde bulunduğu, sesini işittiği tabiat içindeki canlı ve nesnelerin bu seslerini taklit etme yeteneği geliştirir. İşte bahsettiğimiz höömey müziğinin kökleri Tuva insanının çevresiyle kurduğu bu ilişkiyle bağlantılıdır.

Kongar-ool Ondar

Kongar-ool Ondar

Tuva müziğiyle ilgili araştırmaların tarihi 19. Asra uzanır. 1944 yılında Tuva Dil, Tarih ve Kültür Araştırmaları Merkezinin kurulmasıyla bu araştırmalar yoğunlaşır. Fakat Tuva müziğinin batılılar tarafından keşfi Sovyetler Birliğinin çökmesinden sonra olmuştur. Özellikle Amerikan caz müzik sanatçısı Paul Pena 1984 yılında başlayan Tuva gırtlak müziğine olan ilgisiyle 1993 yılında San Fransisko’da Tuva sanatçısı Kongar-ool Ondar’la konser verir. Kongar-ool’un davetiyle 1995 yılında Tuva’ya gelerek II. Uluslararası Höömey festivalinde Kargıraa söyler. Söylediği şarkı izleyiciler tarafından birinci seçilir. Pena’nın bu yolculuğuyla ilgili çekilen “Genghis Blues” belgesel dalında Nobele aday gösterilir.

 

 

Tuva Cumhuriyeti Hükümeti 31 Ocak 1993 tarihinde, “Uluslararası Höömey Merkezi” kurdu. Bu merkezin amacı höömeyin teorik ve pratik sorunlarını geniş bir yelpazede çalışmalar yaparak araştırmaktır. Merkez aynı zamanda etnografya, tarih, Şamanizm konularıyla ilgili araştırma yapacaktır. Uluslararası Höömey Merkezinin amaçları arasında; Höömeyin korunması ve geleneksel kültürün geliştirilmesi; höömey konulu bilimsel araştırma organizasyonu yapma; bir kayıtlar arşivi oluşturma; uluslararası müzik yarışmalarında katılım, höömey için dünya halkları arasında konferanslar ve festivaller organizasyonları yapma. Uluslarası Höömey Merkezi 6. Uluslararası toplantısını 2013’ün temmuz ayında gerçekleştirdi.Höömeyin pek çok türü vardır. Kargıraa, sıgıt, borbannadır, ezengileer en yaygın türlerdir. Kargıraa: Taklidi bir kelimedir ve boğazdan hırıltılı ses çıkarmak anlamına gelir. Dağ ve bozkır kargıraaları olmak üzere iki temel türü vardır. Boğazdan şarkı söyleme geleneğinin en yaygın türüdür.Gırtlakta ses perdeleri rahat kullanılır. Dağ kargıraası perdesinde stilleri düşüktür ve çoğu zaman burun etkileri içerir, bu bazen homurdanma sesi gibi gelir. Bozkır kargıraasında genellikle boğaz daha gergindir ve daha yüksek bir eğimde söylenir.

Sıgıt: Kelime anlamı “ıslık” demektir. Güçlü, delici, fülütünküne benzer bir ses çıkar.
Borbaŋnadır: hareket ettirmek, oynatmak, yuvarlamak, koşturmak. Kuşların cıvıldaşması, derenin şırıldaması gibi. Sesler alçalıp yükselerek bir harmoni oluşturur.
Ezeŋgileer: Üzengiye bindirmek. Atın yürüyüş şekillerinin yükselip alçalarak taklit edildiği höömey türüdür.

1.Dumçuktaar – doğaçlama; Seslerin burundan doğaçlama olarak çıkarılmasıyla yapılır.
2.Uyangılaar – şefkatli ağlamaklı şarkı ruhu sürüm; yumuşak tonda, alçalan sesle elde edilir.
3.Damıraktaar – derenin taklit; su akışının taklidi yapılır.
4.Sirleŋnedir – sarsıcı; titreme seslerinin çıkarılması.
5. Hörekteer: sesi göğüsten çıkarmak.

Tabiattaki seslerin yansıtılması tarzında başka türleri de bulunan höömey tarzı ve çeşitleri her geçen gün artmaktadır. Normalde kadınların bu tarzda müzik icrası toplum tarafından yadırganırken, son zamanlarda geçler arasında bu tarz müziği yapanlar vardır. Bugün Tuva’da yaklaşık bin beş yüz kadar höömey sanatçısı bulumaktadır, bunlardan otuz kadarı kadındır. Höömey iki, üç, dört telli müzik aletleri ve vurmalı enstrümanlar eşliğinde icra edilir.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

Huun Huur Tu Kaliforniya Konseri


Video

Altay Cumhuriyeti


Video

Tuva Cumhuriyeti


Dukha Halkı – Kayıp Türkler – 5N1K – beşN birK


Dukha Halkı Kayıp Türkler

Moğolistan’a Tuva’dan gelen, avlarını paylaşan, ormanlardan yemiş toplayan, doğayla uyumlu ortaklaşmacı bir toplum olan Dukhalar, Sayan Dağları’nda yaşayan ve nesli hızla tükenen rengeyikleriyle birlikte göçebe olarak yaşıyor. Ren geyiklerinin sütü ve peyniriyle, topladıkları yaban yemişleriyle beslenen bu topluluğun Türk dilini konuşması dikkat çekiyor. Şaman inançlarını sürdüren Dukhalar, doğa ile çok özel ilişkiler içindeler. Kirlenmesin diye nehirlerde ellerini bile yıkamıyorlar.


Benim Adım Nomkun -Rengeyiği Türkleri

Moğolistan’da yaşıyorlar, Türkçe konuşuyorlar, suç işlenmiyorlar, kadın erkekten ya da erkek kadından üstün değil… En eski Türk topluluklarından olduğu belirtilen Dukhalar belgesel oldu.

Atlas Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ve fotoğrafçı Selcen Küçüküstel, Moğolistan’ın Kuzey sınırındaki Sayan Dağları yamaçlarında yaşayan ve Türkçe konuşan ‘Dukha’ adlı toplulukla 2 ay geçirdiler.

BELGESEL HAZIRLADILAR

Yüksek ve Küçüküstel, dünyada benzeri olmayan özellikleriyle Türklerin en saf, en eski sırlarına sahip olduğu belirttikleri Dukhalar’ın çadırına konuk oldular. Dukhaları inceleyen Özcan Yüksek ve Selcen Küçüküstel, “Dukha Halkı Kayıp Türkler” adlı belgesel hazırladılar. Belgeselin tanıtımı bugün İstanbul’da gerçekleşti. Dukhalar için dünyadaki insanlardan çok farklı yaşadıklarını söyleyen Özcan Yüksek, “Tarih öncesini yaşayan ve bizimle aynı dili konuşan bir toplumla karşı karşıyayız” dedi.

Yüksek, “Bundan 10 bin yıl önce insanların yaşadığı şekilde yaşıyorlar. Herşeyi ortaklaşa paylaşıyorlar. Aralarında eşitlikçi ilişkiler var. Suç işlenmiyorlar. Kadın erkekten ya da erkek kadından üstün değil. Ren geyikleriyle birlikte onların vahşi göç yollarında onlarla birlikte dolaşıyorlar” şeklinde konuştu.

Yeditepe Üniversitesi Kültürel antropoloji Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi olan Selcen Küçüküstel de Dukhalarla çok çabuk anlaştığını bir hafta içinde günlük düzeyde konuşabilecek duruma geldiklerin söyledi. Küçüküstel, Dukhaların Türkçe kökenli bir dil konuştuklarını ve dillerinin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

DUKHALAR HAKKINDA

Moğolistan’a Tuva’dan gelen, avlarını paylaşan, ormanlardan yemiş toplayan, doğayla uyumlu ortaklaşmacı bir toplum olan Dukhalar, Sayan Dağları’nda yaşayan ve nesli hızla tükenen rengeyikleriyle birlikte göçebe olarak yaşıyor. Ren geyiklerinin sütü ve peyniriyle, topladıkları yaban yemişleriyle beslenen bu topluluğun Türk dilini konuşması dikkat çekiyor. Şaman inançlarını sürdüren Dukhalar, doğa ile çok özel ilişkiler içindeler. Kirlenmesin diye nehirlerde ellerini bile yıkamıyorlar.


Ancestors-Ögbeler-Atalar ( Lyrics in Tuvan -Turkish-English )

Yenesei - Ene sai - Yenisey

Ögbeler

Enesajym Sajan Taŋdym

Erte shagdan churtum chüve

Erig khojug sygyt khöömej

Egüür shagdan yrym chüve

Kargyraanyŋ ögbeleri

Khaja dashche khuulza-daa

Kadyg setkil ujaradyr

Kargyraalaar tölder biste

Khöömej sygyt ögbeleri

Közhee dashtar aparza-daa

Khörek chürek khajymnaldyr

Khöömejleer tölder biste

Kargyraanyŋ ögbeleri

Khaja dashche khuulza-daa

Khöömej sygyt ögbeleri

Közhee dashtar aparza-daa

 

Atalar

Yeniseyim, Sayan Tandım!

Erken çağlardan yurdum ayakta!

Eriyip koyulaşıp sıgıt kömey,

Akar çağlardan türkülerim ayakta!

Kargıranın ataları

Kayaya taşa koyulsa da,

Üzüntüden uzak tutan

Kömeyler çoğalır bizle.

Kömey Sigit ataları

Köşe taşlarında aparsa da

Sandık yürekte kalırlar

Kömeyler dölverir bizle.

Kargıranın ataları

Kayaya taşa konulsa da,

Kömey Sigit ataları

Köşe taşlarında aparsa da.

 

 

Ancestors

My Yenesei, my Sayan, and my Tannu

are truly my ancient land.

Melted and thick sygyt and xoomej

are truly my ancient song.
Although the ancestors of kargyraa

morphed into petroglyphs

There are kargyraa-singing decendents with us

who cast away bad moods
Although the ancestors of xoomej and sygyt

became stone monuments

There are xoomej-singing decendents with us

who make the chest and heart boil
Although the ancestors of kargyraa

morphed into petroglyphs

Although the ancestors of xoomej and sygyt

became stone monuments


Documentary film about Tuva from series “Happy people”

Documentary film about Tuva from series “Happy people”.
Producer: Dmitry Vasyukov
Director: Mikhail Barynin
Camera: Semen Amanatov
Composer: Radik Tyulyush
The documentary was screened in Moscow in January, 2014. Filming supported by the Russian Geographical Society.
Spectacular landscapes filmed in the different seasons. Traditional cultures: reindeer herders in Tozhu, Russian orthodox old-believers in Kaa-Khem province and the steppe nomads-cattlebreeders.
The composer Radik Tyulyush will give an intro to the documentary.
Free admission.

 

http://tyulyush.wordpress.com/

 


Altay Müziği-Balaban Kaz

bul bizding avıl jaylağan jer av
jürerge asıl kulın baylağan jer av
közime ot jalıngday körindi ay
aykasıp, kulın tayday oynağan jer ay!

ey, ahav, sabaz!
uşırdım uyasınan balaban kaz ay!
uşırdım uyasınan balaban kaz ay!

bul ölke bizding avıl küzegen jer av
karagöz boyın sılap, tüzegen jer av
közime ot jalınday körinedi ay
kolang şaş uvädesin üzbegen jer ay!

ey, ahav, sabaz!
uşırdım uyasınan balaban kaz ay!
uşırdım uyasınan balaban kaz ay!


Zaman Yolcusu Türklerin izinde – Tuva -Belgesel

Türkler… Sonsuz bozkırların çocukları… Doğudan batıya, durmaksızın, ışığın peşinde koşanlar… At üstünde geçen, destanlarla dolu, en az 4 bin yıllık öykünün kahramanları… Birbirinden farklı yüz ve ifadeler… Ama aynı dili konuşan insanlar..! Kim bu Türkler… Türk ismi ilk kez nerede ve kimler için kullanıldı? Orta Asya onların gerçek vatanı mı? Neden batıya göç ettiler? Geride kimler kaldı? Kimlere Türk deniyor..? Orhun Yazıtları’ndan, Yenisey kıyılarındaki Şaman ayinlerine… Kızgın Gobi Çölü’nden, eksi 20 derecedeki Tanrı Dağları’nın doruklarına… Uzmanlar, tanıklar, ve biraraya getirilen binlerce yıllık bulgular…


Zaman Yolcusu Türklerin izinde Sibirya – Hakasya – Tuva -Belgesel

Türkler… Sonsuz bozkırların çocukları… Doğudan batıya, durmaksızın, ışığın peşinde koşanlar… At üstünde geçen, destanlarla dolu, en az 4 bin yıllık öykünün kahramanları… Birbirinden farklı yüz ve ifadeler… Ama aynı dili konuşan insanlar..! Kim bu Türkler… Türk ismi ilk kez nerede ve kimler için kullanıldı? Orta Asya onların gerçek vatanı mı? Neden batıya göç ettiler? Geride kimler kaldı? Kimlere Türk deniyor..? Orhun Yazıtları’ndan, Yenisey kıyılarındaki Şaman ayinlerine… Kızgın Gobi Çölü’nden, eksi 20 derecedeki Tanrı Dağları’nın doruklarına… Uzmanlar, tanıklar, ve biraraya getirilen binlerce yıllık bulgular…


Zaman Yolcusu Türklerin izinde – Moğolistan – Orhun Vadisi

Türkler… Sonsuz bozkırların çocukları… Doğudan batıya, durmaksızın, ışığın peşinde koşanlar… At üstünde geçen, destanlarla dolu, en az 4 bin yıllık öykünün kahramanları… Birbirinden farklı yüz ve ifadeler… Ama aynı dili konuşan insanlar..! Kim bu Türkler… Türk ismi ilk kez nerede ve kimler için kullanıldı? Orta Asya onların gerçek vatanı mı? Neden batıya göç ettiler? Geride kimler kaldı? Kimlere Türk deniyor..? Orhun Yazıtları’ndan, Yenisey kıyılarındaki Şaman ayinlerine… Kızgın Gobi Çölü’nden, eksi 20 derecedeki Tanrı Dağları’nın doruklarına… Uzmanlar, tanıklar, ve biraraya getirilen binlerce yıllık bulgular… “Zaman Yolcusu” 36 bin kilometre yol yaptı, 8 ülke gezdi, aktüel tanıklığını sürprizlerle dolu bir yol öyküsüne dönüştürdü..! Ahmet Yeşiltepe Orhun Vadisi’nden Buhara’ya Kadim Türklerin unutulmuş öyküsünü anlatıyor…


Zaman Yolcusu Türklerin izinde – Belgesel – Moğolistan 2013

Türkler… Sonsuz bozkırların çocukları… Doğudan batıya, durmaksızın, ışığın peşinde koşanlar… At üstünde geçen, destanlarla dolu, en az 4 bin yıllık öykünün kahramanları… Birbirinden farklı yüz ve ifadeler… Ama aynı dili konuşan insanlar..! Kim bu Türkler… Türk ismi ilk kez nerede ve kimler için kullanıldı? Orta Asya onların gerçek vatanı mı? Neden batıya göç ettiler? Geride kimler kaldı? Kimlere Türk deniyor..? Orhun Yazıtları’ndan, Yenisey kıyılarındaki Şaman ayinlerine… Kızgın Gobi Çölü’nden, eksi 20 derecedeki Tanrı Dağları’nın doruklarına… Uzmanlar, tanıklar, ve biraraya getirilen binlerce yıllık bulgular… “Zaman Yolcusu” 36 bin kilometre yol yaptı, 8 ülke gezdi, aktüel tanıklığını sürprizlerle dolu bir yol öyküsüne dönüştürdü..! Ahmet Yeşiltepe Orhun Vadisi’nden Buhara’ya Kadim Türklerin unutulmuş öyküsünü anlatıyor…


Tuva Respublikası – Belgesel

Üstte gök çökmedikçe,
Altta yer yarılmadıkça,
İli de töresi de devam edecek
Tuva Türklerinin…