Open your arms to change, but don't let go of your values

TUVALARIN ESKİ GELENEKLERİ / İNSAN HAYATI

İNSAN HAYATI
Eski Tuvaların İnsan Hayatını Bölümlere Ayırması

Eski Tuva1ann insan ömrünü çeşitli bölümlere ayırması, onların asırlarca konar
göçer olarak yaşamasının getirdiği geleneklere dayanır. Avlanmak, besi hayvanı
beslemek ve ekin ekmek Tuvalılann eskiden beri gelen, bu yüzden insanlara
küçüklüğünden öğretilmesi gereken geleneklerdendir.
Eski Tuvalar insan ömrünü Yedigir’ e benzetir. “Geceki gök yüzünde Yedigir
bazen kaybolup bazen görünse de, onlar yedi sayısını yitirmez.” diye halk arasında
bir söz var. Tuvalar insan hayatını yedi bölüme ayırmışlar:

Tuva  - Fotoğraf: Sevian I. Weinstein

Tuva – Fotoğraf: Sevian I. Weinstein

Birincisi: Bebeklik çağı. Bir yaşından üç yaşa kadardır. Üç yaşına kadar bebeği
acıktırmamalı, üşütmemeli, korkutmamalı ve annesinden ayırmamalı.

İkincisi: Çocukluk. Üç yaşından on beş yaşa kadar olan dönem. Beş yaşındaki
kızlar keçiyi sağabilmeli, beş yaşındaki erkek çocuklar oğlak ve kuzuları otlatabilmeli.
On dört yaşındaki erkek çocuklar hayvanları kesebilmeli, derisini
yüzüp, etini kemiğinden ayırabilmeli. On yaşındaki kız çocukları kesilen malların
içini temizleyebilmeli.

Üçüncüsü: Gençler. On altı yaşından yirmi dokuz yaşına kadar ki hayatı içine
alır. Bu çağda insanlar evlenirler. Çoluk çocuk sahibi olurlar ve kendi hayatlarını
kurarlar.

Dördüncüsü: Orta yaş. Otuz yaşından kırk beş yaşına kadar olan insanlar bu
gruptandır. Bu çağdaki insanlar düğün olan yerlere gidebilir. İki kadeh içki içebilir.
Dua eder. Uzak yerlere gidebilir.

Beşincisi: Büyükler. Kırk altı yaşından altmış bir yaşa kadar olan insanlar bu
gruba girer. Bu çağdaki insanlara Tuva geleneğinde aklı başında, tecrübeli insanlar
denir.

Altıncısı: İhtiyarlar. Altmış bir yaşından seksen bir yaşına kadar olan insanlar
bu gruba girer. Meleklerin misafir olarak gelnıesini geçiştirerek yaşayan, hayatın
zorluklarını atlatarak ayakta kalmayı başarmış kişilerdir.

Yedincisi: Dermansızlık dönemi. Seksen bir yaşından ölene kadar olan zamanı
içine alır. Bu çağdakiler akrabalar için de, uzak kişiler için de saygıda kusur
edilmemesi gereken insanlar olarak görülür.

İnsanın yapması veya yapmaması gereken şeyler hayatının bu yedi bölümü-
ne göre düzenlenmiştir. Tuva insanının yedi bölünılük hayatının her devresinde
Yedigir yıldızı onu gözetlemektedir. Bu yüzden Yedigir’ e yalvarır, yakarır.
Hemçik halkı şu şekilde şarkı söylemektedir.

Çerivistin urugları
Çetçe-dir be, mendi-bir be,
Çedi-sıldıs Dolaan Burgan
Örü-dür be, Kudu-dur be.

Yurdumuzun çocukları
Yeterli mi, sağlıkIı mı?
Yedi yildız Dolaan Tanrı
Yukarda mı, aşağıda mı?

İnsan Kalbi Kırılmaz
Eski Tuvalar anneyi “Tanrı” olarak görmüşler. Aydınlık yeryüzünde anne kadar
merhametli canlı yok. “Annesinin kalbini kıran evlat, girecek yer bulamaz.”
diye atasözü var. Oğul da, kız evlat da annesinin adını doğrudan söylemez. Ayrıca,
yaşlıların ve saygıdeğer insanların adı da doğrudan söylenmez. Adın yanı­
na bir yumuşatma veya saygı ifadesi olan söz eklenir.
Bebeğin salıncağı itina ile korunur. O, yere düşürülmez, düşürülürse çocuğun
ruhu çekilir. Gerçekte ise salıncak insanın doğduktan sonra ilk yuvasıdır. Bu
yüzden eski Tuvalar salıncağı kıymetli bir eşya olarak görmüşler ve onu bozup
kırmamışlardır.
Ölünün bulunduğu çadıra çocuklar gidemez. Ölen insanı gömerken gürültü
çıkarılmaz, bir şey yiyip içilmez. Yas tutan insanların yanına gidilirken sigara
alınır ve yastaki insanlarla birlikte içilir. Birisinin öldüğü yerde esrik görülen ki-
şilere “şeytan çocuğu” denir ve kötülenir. Ölen insanın adını doğrudan anmak tamamıyla
yasaktır.
Eski Tuvalar çocuk ruhunu oyuncakla bir görmüşlerdir. Bu yüzden oyuncaklar
kırılmamalı ve onunla alayedilmemelidir. Oyuncak bebekler elbisesiz olmamalıdır.

Çocuklar ve gençler, büyüklerle söz yarıştıramazlar. Çadırın yanında ıslık çalamazlar.
Şeytanın kulağı çok keskindir. Bu yüzden önce ıslık olan yere gelir.
Evin yanında çağırıp bağırma bütünüyle yasaktır.
Kavga, dövüş olan yerlerde kara bela vardır. Bebeklerin, çocukların, gençlerin
kavga olan yere varmaları yasaktır. Kötü sözün olduğu yerin yakınından bile
geçmemelidir. Şamanın sundurmasının yanına; bebekler, çocuklar, gençler ve
büyükler varamazlar. Şamanın sundurması bozulmaz. Çünkü Şamanın bedduası
sundurmasını bozan kişiyi etkiler ve o kişi ölür. O kişinin akrabalarına da zarar
gelir.
Eski Tuva geleneklerinde içki içmek yasakmış. İçkiye saygı içeceği denirmiş
ve kutlama olan yerde, saygıdeğer kişilerin geldiği durumlarda sadece iki kadeh
içilirmiş. Hiç içmeyenleri de kimse kınamazmış. Kocaya varmayan kız, kadın almayan
erkek ise kesinlikle içki içmezmiş. Erkekler ancak otuz yedi yaşından sonra, kadınlar kırk dokuz yaşından sonra içki içebilirlermiş. Bu içki de ancak
iki kadeh olabilirmiş. Sarhoş oluncaya kadar içki içenlere “mirit” (budala) derlermiş
ve bu tür kişiler; düğünlere ve kutlamalara davet edilmezmiş.
Sıradan kişiler Şamanları taklit edemezlermiş. Sıradan bir insanın göremedi-
ğini Şaman görür, duyamadığını duyar derler. Eğer birisi Şamanı taklit ederse, o
Şamanın putları o kişiyi öldürür, ocağını kurutur. Sıradan insan lamaları da taklit
edemez.
Başka kişilerin elbisesi giyilmez, etine sahip olunmaz ve malı çalınnıaz. İnsanoğlu
gazaplıdır ve bedduası tutar. Sahibi orada olmayan bir çadır içinde kuzu
derisinden elbise durur ve kimse ona el uzatmaz. Heybe içinde içki dolu matara
durur, onu kimse kımıldatmaz. Yakın yerde sahipsiz inek geceler, onu kimse
çalmaz. Tuva geleneğinde hırsızlık bütünüyle yasaktır.

Prof. Dr. Ekrem ARIKOĞLU

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s